İtalya…

Bursa-İstanbul-Bologna-Dolo

Planını Mart ayında yaptığımız İtalya seyahati sonunda gelip çattı. Cuma sabahı evden erkenden çıktım ve Kadıköy’e geçip oradan Havabüs’e bindim. Eskiden ismi Havataş idi, niye değişmiş hiç bir fikrim yok. Yüksel’ler benden önce Sabiha’ya varmıştı, benim otobüsü ise polis kontrol ettiği için biraz geciktim. İçeriye girmem 5 dakikamı aldı.

Kendime Not: İmplant nedense ne Sabiha’da, ne Bologna’da cihazların ötmesine neden oldu, ilginç bir durum.

Birbirimize kavuşup, büyük çantadan kurtulduktan sonra (12 kg börek, kek), pasaport kontrolünden de geçip uçağın kapısına ilerledik. Eğer AB üyesi bir ülkenin kimlik kartına sahipseniz, ne harç ödüyorsunuz, ne de pasaporta ihtiyacınız var. TC vatandaşı olmak masraflı iş.

Uçağımız 20 dk kadar gecikmeli kalkmasına rağmen vaktinde Bologna’ya indi. Önce pasaport kontrolünden geçtik, sonra çantamızı alıp araba kiraladığımız Goldcar firmasının ofisini bulduk. Alfa Romeo Guiletta modeli aracımızın anahtarını teslim alıp, Bologna merkezine doğru yola çıktık, ama henüz sudan çıkmış balık gibi olduğumuz için bir yere ceza yemeden park etmeye cesaret edemeyip, Airbnb’den tuttuğumuz Dolo’daki evimize yollandık.

Dolo’ya girmeden bir Carrefour bulduk ve ilk market alışverişimizi yaptık. Euro maalesef son zamanlarda çok yükseldiği için, pek çok şey bize pahalı geldiyse de, iki şey hala ucuzdu: Et ve Alkol.

Dolo güzel müstakil evlerin olduğu şirin bir kasaba. Evi bulduktan sonra, anahtarı posta kutusundan aldık ve ev sahibinin halası (veya teyzesi) kızıyla beraber geldi ve kaydımızı alıp, İtalyanca Tarzanca bir kaç şey anlatıp gitti. Ev büyük ve ferah, güzel bir bahçesi var.

IMG_1409.JPG

Yemek için makarna, börek, kek ile karbonhidrat yüklemesi yapıp, uykuya yollandık.

Günlük ter atma miktarı: Orta
Yürüme miktarı: 5.2 km

Dolo-Venedik-Dolo

Sabah kalkıp lezzetli domates, sürme peynir, börek, çay bulabildiğimiz şeylerle kahvaltı yaptık. Yanımıza su alıp, Venedik’e doğru yola çıktık. Venedik’in belli bir noktasından sonra araç giremediği için, 21 Euro, 26 Euro, 28 Euro gibi değişen günlük fiyatlardaki park yerlerine girmeniz gerekiyor. Biz ucuz ve büyük olduğu için 21 Euro’luk Interparking’e park ettik ama Venedik’in asıl başladığı yere biraz uzak kalıyor. 26-28 Euro’luk yere park etmek daha mantıklı olabilir, özellikle bu sıcak yaz günlerinde.

Parktan Venedik’e doğru yürürken, sıcağın ciddiliğini fark edip, kendimize şapka ve bandana satın aldık. Venedik su kanalları, dar sokakları, gondolları, köprüleri ile gerçekten görmeye değer bir yer.

IMG_1446.JPG

Bizde ufak boyutlarda yapılan bezelerden burada dev şeklinde yapılanlardan aldık.

IMG_1449.JPG

Ayrıca bir yerde pizza yedik. O kadar çok yürüdük ve terledik ki, sonunda arabaya dönmeye karar verdiğimizde, hepimizin suyu çıkmıştı. Öyle yorulmuştuk ki doğru yol üzerinde olduğumuzu saptamak işi bana düştüğü için, yolu 10 metre uzatsam bile fırçayı yiyordum. Sonunda kızları alabileceğimiz bir noktaya bırakıp, Yüksel ile kalan 1 km’yi yürüyüp arabayla Dolo dönüşüne geçtik.

Dolo’ya varınca bir market bulup biraz daha alışveriş yaptık, sonra evde gevşeme durumuna geçmiştik ki, kızlar haydi dışarı dedi. Festival gibi bir şey varmış. Yürüyüşe geçtiğimizde kalabalığa ve Dolo’nun güzelliğine şaşırdık. Dolo ana caddesi üzerinde bir çok oyun (langırt vb.) yerleştirilmiş, canlı müzik yapanlar serpiştirilmiş ve bütün dükkanlar açıktı.

Ertesi gün, doğudan batıya 250 km’den fazla yol gidecektik, ama yol yorucu olmasın diye, yolun ortalarında olan Bologna’yı gezmeye karar verdik.

Günlük ter atma miktarı: Aşırı
Yürüme miktarı: 12 km

Dolo-Bologna-Pisa-Montecatini

Sabah ortalığı toplayıp, anahtarı masanın üzerine bıraktık ve Bologna’ya doğru yola çıktık. Görmek istediğimiz iki yer vardı: Neptün Heykeli ve İkiz kuleler. İkiz kuleleri gördük ama Neptün heykeli maalesef tadilattaydı. Ayrıca bir yere oturup makarna yedik, restaurantın tarzı ve dekorasyonu ilginçti.

IMG_1518.JPG

Arabayı Pazar günü olduğu için bu sefer ücretsiz bir yere park etmiştik ama Yüksel’in aklı orada kaldı bir miktar, dönüşte arabayı bıraktığımız yerde bulunca derin bir oh çekti.

Bologna’dan Pisa’ya doğru yola çıktık. Pisa’da sadece Pisa kulesi var, başka bir atraksiyon yok. Pisa kulesini parmağımızla ayağımızla ittirmeye çalıştığımız resimler çekmeden olmazdı, bu vazifeyi de yerine getirdik ve biraz hediyelik eşya bakıp, ikinci evimizin olduğu Montecatini’ye yollandık.

Montecatini’deki ev bir apartmanın en üst katı, ufak bir daire. 5 kişi kısa süre kalmak sıkıntı yaratmasa da, uzun süre dayanılmaz. Özellikle banyodaki kuveti kadar ufağını ilk kez gördüm. Bu evde sebebini çözemediğimiz bir şekilde arada zil çalıyordu, kapı zili miydi ne ziliydi artık bilemiyorum.

IMG_1587.JPG

Ertesi gün hedefimiz Floransa…

Günlük ter atma miktarı: Çok
Yürüme miktarı: 7.3 km

Montecatini-Floransa-Montecatini Alto-Montecatini

Ben Floransa’yı çok sevmedim… Park ve planlama sorunu yaşadık. Ama iki şeyi gördük: Michelangelo Tepesi – Davut Heykeli ve Duomo.

IMG_1656.JPG

Floransa’da daha fazla takılmayıp, Elif’in önerisi üzerine Montecatini Fünikülerine gitmeye karar verdik. Seyahatimizdeki en iyi kararlardan biriydi.

Eski Montecatini diyebileceğimiz bu alana, bir füniküler ile çıkılıyor. Tepede yer aldığı için daha havadar idi ve çok güzel dar sokakları ve evleri vardı. Burada da bir dondurma yedik ve bu sokaklarda bol bol yürüyüp bir çok fotoğraf çektik. Dönüşte fünikülerin önüne geçmek için erkenden istasyonuna gittik. Fünikülerle inerken, görevliye nereyi gezelim diye sorduk. Lucca’yı önerdi. Montecatini’ye yakın ve güzel bir yer olduğunu söyledi.

IMG_1676.JPG

Ben Montecatini Füniküler istasyonu dibinde resim yapan bir amcadan pahalı bir tablo alıp, bizimkilerin maskarası oldum.

Akşam Lucca mı, Viareggio mu, White Sea mi, pardon White Beach mi, Siena mı diye tartıştık. Lucca’da karar kıldık. Kaç gündür, uzun yollardan feleğimiz şaştığı için uzun yol yapmak istemedik. Kuzeydeki İtalyan sahillerinin pek temiz olmadığı yorumlarını gördüğümüz için, denize gitmek de pek çekici gelmedi.

Günlük ter atma miktarı: Orta
Yürüme miktarı: 7.8 km

Montecatini-Lucca-Montecatini

Bugün son tam günümüz, ilk olarak Lucca’ya gidelim, günün geri kalanına orada karar veririz modundaydık. Lucca’ya varıp arabayı park edip, park süresini 2,5 saate ayarladık ve milletin bisiklet ile gezdiğini görünce bisiklet kiralamaya karar verdik. Seyahatteki en eğlenceli anlardan birini de böylece Lucca’da yaşamış olduk.

IMG_1782.JPG

Lucca güzel bir şehirdi, ayrıca gittiğimiz sıralarda Yaz Festivaline ev sahipliği yapıyordu ve Robbie Williams gibi ünlü sanatçıları da konuk ettiğine göre popüler bir festivaldi. Baktık Lucca güzel, bir yemek yiyelim ve daha uzun takılalım dedik. Arabanın park süresini uzatmaya gittik, o sırada biri park sürelerini kontrol ediyordu. Bu işin ciddi olduğunu anlamış olduk.

Bir yerde yemek yedikten sonra Lucca sokaklarında takıldık bir süre daha. Bu tarz aşırı turistik olmayan yerleri daha çok seviyoruz. Hem fiyatlar saçmasapan yüksek olmuyor, hem kalabalığı aşırı olmuyor.

Lucca’dan ayrılma vakti geldiğinde biraz alışveriş yapıp, Türkiye’ye götürecek bir kaç yiyecek ve hediyelik almak için Carrefour’a gittik. Fiyatlar maalesef Bologna’daki Carrefour’dan daha yüksekti, ama yine de bir şeyler aldık.

Günlük ter atma miktarı: Çok
Yürüme miktarı: 7.4 km

Montecatini-Bologna-İstanbul-Bursa

Artık dönüşteyiz, Bologna havalimanına gidip, Pegasus ile yine 35 dakika geç kalkan uçağımızla Türkiye’ye döndük…

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s